GENÇ SOLİSTLER PROJESİ KAPSAMINDA SEDA ŞİŞMANOĞLU KARABAĞ İLE
RÖPORTAJ

-SEDA ŞİŞMANOĞLU KARABAĞ KİMDİR?

1985 yılı Seydişehir Konya doğumlu, 2008 yılında Bursa Uludağ Üniversitesinden
Ziraat Mühendisi olarak mezun olmuş, C sınıfı İş Güvenliği Uzmanı,Kabin Memuru,NLP
ve Bireysel yaşam Koçluğu gibi çeşitli mesleklerin yanında şu anda Uluslararası
Gayrimenkul Satış Direktörlüğüne devam eden dinamik,azimli,isteklerinde
hevesli,proaktif ,vizyoner,pozitif ve doğal kişilik yapısına
sahip,İngilizce,Arapça,İtalyanca ve İspanyolca dillerini bilen,evli udi solist bir
müzisyendir.Üniversite yıllarında iken aynı zamanda Bursa Büyükşehir Belediye
Konservatuarı Türk-Sanat Müziği Bölümünden mezun olmuş olup, 2007 yılından bu
yana ud enstrümanı icra eden, çeşitli musiki derneklerinde,Radyo ve TV
programlarında,fasıl ve Ramazan etkinliklerinde,konserlerde aktif olarak rol almış
olup zaman zaman Altınkızlar gibi diğer bağımsız müzisyen gruplarıyla birlikte çeşitli
mekanlarda da yılbaşı ve diğer uygun günlerde iş yoğunluğuna göre udi solist olarak
sahne almaktadır.Ayrıca belirli zamanlarda Kasdav ve Dragos Musiki Derneğinin
düzenlemiş olduğu ödüllü TSM ses yarışmalarına katılmakla birlikte bunu da aslında
geçmişte çok istemiş olduğu TRT Ses Sanatçısı olamadığı için yapmaktadır.Bunun
yanında kendi şahsına ait birkaç beste ve güfte denemeleri yer alıp bir gün açığa
çıkmayı beklemektedir.

-İlk Musiki ile tanışıklığınız nasıl başladı?

İlk musiki ile 2002 yılında üniversite sınavına hazırlanırken bir anda ispanyolca şarkı
tarzımı TSM ye transfer edip yansıtmamla başladı.O dönemlerde sürekli
RadyoAlaturka dinleyip üniversite korosu ve cemiyetlere başlamamla bu sevdam
giderek daha da arttı ki 2 yıl içerisinde yaklaşık 2000’e yakın repertuar kaydettim.Bu
benim için adeta bir TSM aşkı olsa gerekti.Elbette bunları yaparken müzik kulağımın
son derece yatkınlık ve üstünlüğü ön plandaydı.Şarkıları dinlerken aynı zamanda hangi
makama ait olduklarını edindiğim küçük bir rehber kitap olan “Hep O Şarkılar” dan
takip edip doğru tahminden neticeye ulaşıyordum.Tüm bunların ışığında musiki artık
benim için bir tutku haline dönüşmüştü.

– Musiki sizin için ne ifade ediyor?

Benim için musiki ; öncelikle huzur,dinginlik ( bebekken bile Hüseyni taksimlerle
uyutuluyormuşum ve daha 4 yaşında iken” Yağdır Mevlam Su ” şarkısını
seslendirmem…)mutluluk,farklı bir yaşam tarzı,sosyallik( birçok güzel insanı
kazandığım özellikle de eşimle tanıştığım mekan) ve bundan doğan yeni bir bakış
açısı,ruhaniyetle birleşimden özüme dönmeyi ifade ediyor.
-Telleriyle bütünleştiğiniz, nağmelerini şarkılara döktüğünüz ud sizin için ne
anlama ediyor?

Telleriyle bütünleştiğim, nağmeleri şarkılara döktüğüm ud benim için ; öncelikle sadık
yarim olmakla birlikte kendimi bulma yolu ,özellikle yalnız zamanlarımda sanatımla
bütünleşip öze döndürerek gerçek beni ortaya çıkarabilen içselliğim,farklı bir yaşam
tarzım,hüzünlü zamanlarımda iken mutluluk ve neşe kaynağımdır ki bunu örnek
olarak aşağıda linkini paylaştığım videoda bir parça yansıttığımı düşünüyorum.

 

-Yer aldığınız koro/korolar hangileri ve bu korolardaki çalışma sisteminizi
anlatırmısınız?

Musikiyle tanışıklığımdan itibaren geçmişten günümüze kadar birçok korolarda yer
aldım.İlk olarak üniversite korosu ve Bursa Nilüfer TSM korosuyla başlayıp akabinde
2003 yılından beri daimi üyesi bulunduğum ve hala devam ettiğim tek dernek olan
İstanbul Beylikdüzü Kültür-Sanat Derneği öncülüğündeki Bayladı korosu , yine o 2008-
2013 yılları arasında İstanbul’da Büyükçekmece ve Gürpınardaki tüm korolar,Erol
Bingöl yönetimindeki Bahçelievler Abidinpak Öğretmenevi korosu,Ferahnak Musiki
Derneği,Gün Işığı korosu ,Alparslan korosu gibi birçok derneklerde zaman zaman
bulundum.Önümüzdeki yıllarda da nasip olursa kendi koromu kurmayı planlıyorum.

Bu derneklerin çalışma sistemi olarak; genelde konser için belirlenen repertuarlar
Bölüm1,2 şeklinde ayrılıp birkaç takım halinde fasıl,THM bazen konsept dahilinde
duruma göre koro halinde çalışılıp seslendirilir.Bazı korolarda dersten önce solfej ve
nazariyat dersi verilir.Bazı kişiler 2.ders saatinde solo olan eserleri seslendirir.Tüm
bunların yanında yıllardır üyesi olduğum benim için yegane ve ilk göz ağrım dernek
olan hala da devam ettiğim Beylikdüzü Kültür-Sanat başkanı değerli bestekar Erhan
Bayladı yönetimindeki Bayladı Korosunda yine ilk ders takım halinde belirlenen
makamdaki eserler,2.ders ise ; serbest -karma çalışma şeklinde eserler gönüllü yada
hocanın da istediği kişiler nezdinde solo olarak seslendirilir.

-Sizce iyi bir repertuar nasıl hazırlanmalıdır?

Bence iyi bir repertuar, bu güne kadar deneyim ve gözlemlerimden yola çıkarak
nacizane fikrimle öncelikli olarak verilecek herhangi bir konserde halkın beğenisine
göre değil de daha çok eskilerde kalıp gün ışığına çıkmamış eserlerden birkaçını
barındıran neoklasiklerin başlangıcıyla beraber günümüze uyarlanmış karma bir
yapıda da olmakla birlikte (mesela yeni bestekarlar gibi) halkın da coşkuyla dinleyip
eşlik edebileceği formdaki eserlerin devamıyla ve biraz da diğer dernek, koro vs..lerin
çok fazla yer vermediği, zaman zaman 2.bölümün Halk Müziği,Tasavvuf Musikisi gibi
basit makamlardan ve eserlerden oluşmayan formatta hazırlanırsa dinleyici kitle
tarafından daha çok ilgi,beğeni ve rağbet görecektir.

– İyi bir solist olmanın temel nitelikleri neler olmalıdır?

İyi bir solist olmanın temel nitelikleri olarak öncelikle iyi bir müzik kulağının olması ve
nota,solfej,nazariyat,makam bilgisiyle ritme uymaktır.Eserleri kusursuz icra edebilmek
ve farklı bir yorum ve sahnede ayrı bir tarz ile seslendirebilmek yine önemli bir
unsurdur.Elbette bunların yanı sıra doğuştan gelen sesin rengi, kalitesi ve ahengiyle
bütünleşip ortaya muhteşem bir ses tablosunun çıkması kusursuz bir solisti
beraberinde getirecektir.

-İyi bir korist olmanın temel nitelikleri neler olmalıdır?

İyi bir korist olmanın temel niteliklerinden yine kulağın sağlamlığı,ritme
uyma,makam,solfej,nota,nazariyat bilgisiyle beraber eserlerin kusursuz icra
edilebilmesi önemli bir faktördür.Korist olarak ses rengi,yorum ve sesin güzel olması
gibi unsurlar koro toplu olarak icra edileceğinden çok fazla önemli değildir.Yalnızca
korodan çıkan ses ahengini güzelleştirecektir.Amaç zaten eserlerin pürüzsüz icra
edilebilmesidir.

– İyi bir konser ve ilk heyecan deneyiminiz hakkındaki duygu ve düşünceleriniz
nelerdir?

Aslında musikiyle tanışıklığım olan 2002’den bu yana ilk konser deneyimim 2004
yılında üniversite korosuyla başladı ve günümüze kadar da çeşitli koro ve derneklerde
devam etti.İlk konserde korist olmama rağmen gerçekten benim için heyecanlı ve
mutluluk dolu bir kadınlar günü konseri olmuştu.Acem Aşiran makamındaki “Gel Ey
Denizin Nazlı Kızı ve Dokunma Kalbime Zira Çok İncedir Kırılır” gibi eserlerden oluşan
hatta musikiye başladığımda öğrendiğim ilk güzel,farklı alalede olmayan eserler
idi.Solist olarak , ilk sahne deneyimim 2008 yılında değerli Bestekar Erol Bingöl
yönetimindeki koroda bir Semahat Özdenses bestesi olan ‘Unutamam Seni’ adlı
eseriydi.Güzel,renkli konserlerle başlamama rağmen yine birçok konserde farklı
heyecan ve duyguları eserlerle bütünleşip yaşamış oldum.En son geçen yıl mayıs
ayında verdiğimiz Erhan Bayladı yönetimindeki konserde hocamızın Hicaz bestesini
icra ettiğim benim için büyük şeref olan ‘Ben İstemedim ki Hiç’ adlı eserini de
aşağıdaki linkte görebilirsiniz.
– Genç Solistler Projesi hakkındaki duygu ve düşünceleriniz nelerdir?

Genç Solistler Projesi ; bu günümüze kadar gün ışığına çıkmayıp belkide sürekli olarak
ötelenmiş, kayıt altına alınma fırsatı bulunamamış kişi ve kişilerin, seslerin, yorumların
belki cevherlerin de ortaya çıkabileceği desteğiyle ve herşeyden önemlisi bu projeye
gönül vermiş kurulmasında öncü olup bizlere bu imkandan marjinal yararlanma fırsatı

sağlayan değerli koordinatörümüz Berk Varnatopu’nun teşvikiyle Türk Sanat
Musikimiz hakettiği yeri bularak, buna gönül verme yolundaki tüm musikisever dost
ve musikişinazlarımızı bir araya getirip tek bir çatı altında toplama pahasına sosyo-
kültürel, uluslararası platformlarda da gerekli kitleyle buluşturabilecek olan yegane bir
projedir.

Bu projeyle; Musikimiz tıpkı yıllar öncesindeki gibi gelen yeni nesilin de dillerinde
pelesenkleştiği umutlu yarınlarımızda Atamızın da vecizesiyle “Daima Sanatla
yoğrulan toplumlar olarak hayat-ı sanat damarlarımız başlayan bu akımla birlikte kan
ve can bulacaktır.”

Reklamlar